InYAZI

Ada: Capri

İtalya sahillerinin gücüne her zaman inandım. Bir insana olmadık kararlar aldırabilir veya saatlerce düşündürebilir kendi hakkında. Nasıl bir çekimden söz ediyorum tam anlatamasam da size Capri’yi anlatabilirim. Evet, sanırım ıssız bir adaya düşsem o ada Capri olsun isterdim. Yanıma bir şey almasam da olur.

 

Hem denizin hem de yazın ortasında ne güzel bir ada. Sakinlik yüzüne yüzüne vuruyor insanın. Capri adası Napoli’ye bağlı. Ulaşım için Napoli Limanı’ndan feribot seferleri var. Bu seferleri düzenleyen üç farklı şirketten istediğinizi tercih edebilirsiniz. Bu şirketler; Caremar, SNAV VE NLG. Caremar’ın feribotlarının ”Calata Porta di Massa” denilen tarafından kalktığını ve diğerlerine göre biraz daha yavaş gittiğini söyleyeyim. Zamanı siz yönetin. Diğer firmalar ise yine aynı limanın ”Molo Beverelllo” noktasından hareket ediyor. Merak etmeyin, şu an karışık gelse de limana ulaştığımızda bulmak zor olmayacak. Feribot seferlerine buradan detaylıca bakabilir veya online satın alabiliriz. Bilet fiyatları saate ve güne göre değişiklik gösterse de ortalama €17 diyebiliriz. Bu arada ”Municipio” metro durağı limana çok yakın. Napoli taksi şoförleri turistleri dolaştırmayı seviyorlar. Bir ülkede daha vardı bunlardan, neyse adını hatırlayamadım şimdi!!! Ayrıca Napoli’de dolaşırken ceplere, çantalara, cüzdanlara dikkat. Yolculuğun henüz başında üzülmeyelim.

Feribot hareket etti. Güzel bir manzara eşliğinde adaya doğru süzül süzül derken 1 saat geçti ve Capri’ye ilk adım atıldı. Ada, Capri ve Anacapri olarak iki bölgeye ayrılıyor. Capri tarafında kalmak ada içi ulaşım anlamında daha avantajlı olsa da Anacapri’nin daha sessiz ve daha iyi bir manzaraya sahip olduğunu unutmayalım. Feribotlar, Capri tarafında bulunan ”Marina Grande” yani ”Büyük Marina”ya yanaşıyor. Eğer Anacapri tarafında kalacaksak limanın hemen sonundaki kuyruğa girerek dolmuş beklememiz gerekiyor. Euro stoğumuz sağlamsa şu şirin ve küçücük taksilere atlayalım. Anacapri’ye gitmek gözünüzde büyümesin, 15 dakika sürüyor ve çok keyif dolu. Capri tarafındaki oteller ise genelde limandan yürüme mesafesi. Burada otel önerim; ”Hotel Belvedere&Tre Re”. Yani tarafımızı belli ettik, Capri’deyiz. Otel hakkında detaylı bilgiye buradan. Otelin konumu müşterilerini bavulların altında ezilmekten kurtarıyor. Ada hiç düz ayak sayılmaz. Bu yüzden her yere yürümeye kalkarsak kendimizi bir anda nefes nefese bulabiliriz. Otelin konumu limanın yakınında ve sahil kenarında olunca manzarası da eşsiz oluyor. Tabii bunların iyi olması eşittir oda fiyatının da iyi olması demek. Çift kişilik oda fiyatı gecelik yaklaşık €125. Açık büfe kahvaltı dahil.

Capri genel anlamda bütçe odaklı tatil yapılacak bir yer değil. Bu yüzden sırt çantalı gezginleri biraz üzecektir. Hatta bu adada birçok sanatçı ve milyoner iş adamının yazlığı bulunuyor. Yani uzun süreli kalırsanız cüzdanlara bir hafiflik gelebilir. Anacapri tarafında otel önerisi isteyenler buyursun: ”Hotel Carmencita”. İki kişilik odada bir gece oda fiyatı €145 (hafta sonu). Otelin özel havuzu ve Capri tarafından kalkan ücretsiz servisi var. Bu yolu taksiyle giderseniz ücreti €25. Burada hemen özel bir yol tavsiyesi yapalım. Capri’den Anacapri’ye geçmek için Marina Grande’den binilen ve limon bahçeleri arasında yolculuk yapabileceğiniz fünükiler bulunuyor (€1.60). Ulaşım yaklaşık 3 dakika sürüyor.

Bavullar odalara yerleştirildiyse adada aktivitelere başlıyoruz. Ağırlıklı olarak Capri tarafından kalkan teknelerle bir ada çevresi turu olmazsa olmazımız. Burada pazarlık konusu önemli. Fiyatlar ani değişiklikler gösterebiliyor. Merkez marinanın yanında bu tekneleri görebilirsiniz. 5 kişilik bir ekip kişi başı €25 ya anlaştık. Siz şansınızı biraz daha zorlayabilirsiniz belki. Haydi açılalım şu denize. Genelde turlar, adanın etrafında tam bir tur olarak yapılıyor ama bunu da mutlaka tekneye binmeden kaptanla konuşmanız gerek. Yoksa yarım tur yaparak sizi limana geri getirebilirler. Bu turlar yaklaşık 1 saat sürüyor. Adanın etrafında bazı yerlerde dar girişli mağaralar göreceksiniz. Bu mağaraların en ünlüsü ”Grotta Azzurra”. Bu mağarada berrak su algımız yeniden tanımlanıyor.

Aralarda denize girmeniz için molalar veriliyor. Büyük bir kayanın ortasındaki delikten tekneyle geçeceksiniz. Muhteşem fotoğraflar için tam yeri tam zamanı. Adanın etrafında görebileceğiniz başka önemli güzellikler için hiçbir zaman kaptana soru sormaya çekinmeyiz. İngilizce bilme oranları düşük ama yine de kolaylıkla anlaşacağınızı unutmayın çünkü turistlere tanıtılacak klasik noktaların isimlerini ezberlemiş durumdalar. Yüzünce insan acıkıyor. Dönüşte kaptana özel bir istek yapalım ve bizi ”Bagni Tiberio” ya bırakmasını isteyelim. Burada deniz mahsüllü harika ev yapımı makarnalar ve risottolar var. Adadayız diye İtalya’da olduğumuzu unutmayalım lütfen. Ayrıca balıkları da tabii ki günlük ve kömür ateşinde. Tekneden inince hemen yer bulamayabilirsiniz çünkü rezervasyonla çalışan bir mekan. Fakat böyle zamanlarda ısrarcı olmak gerekiyor. Denize karşı yerimize oturuyoruz. Mekanın aynı zamanda plaj işletmesi de var. Hemen yanıbaşımızda. Ayrıca burada çocuklar için de oldukça keyifli bir ortam ve menüler var. Deniz mahsüllü pastaların ve risottoların fiyat ortalaması €21. Şarap menüsü ise kendini alkışlatıyor. Ev yapımı beyaz şarapın içerisine şeftali dilimleyerek getirmesini rica edin. Bu bölgenin popüler içkisi. Saatlerce oturabilirsiniz burada ama daha yeni geldik sanarsınız. Hesabı ödedikten sonra mekana ait bir kayık sizi Capri limanına bırakacak. Fakat seneler geçse de o tat ağzınızda biraz kalacak. Bu kadar deniz ve mahsülleri sefası yeterse biraz da adada gezinelim.

Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, adanın merkezi biraz yukarıda. O yüzden sahil boyunca dolaşıp ya nerede bu insanlar demeyin. Geçmişte bir halk pazarı olan ”Piazza Umberto Meydanı”, adanın yaşam merkezi haline gelmiş. Bu meydana çıkan dar ada sokaklarında oldukça yeterli sayıda mağaza, pastane, hediyelik eşya dükkanı ve restoran bulacaksınız. Buradaki mağazaların yarısı lüks markalara ait. Biraz olsun bu sokaklarda savrulmanızı öneririm. Yürümesi çok keyifli bir atmosferdeyiz. Meydandaki restoranlarda yer kapma yarışına dahil olunuz. Masalardan birine oturmayı başardıktan sonra adanın keyfini daha çok yaşamaya başlıyorsunuz. İster yemek, ister kahve isterseniz de bir kokteyl. Iyi ki gelmişiz ya! Bu meydanda kafanızı her kaldırdığınızda 17. yüzyıldan tepenize dikilen şık bir saat kulesi göreceksiniz. Bu meydanda mekan tercihimiz ”Gran Caffé Capri” oluyor. Kahveler ve limoncello hazır. Masaya kadar gelmişken limoncelloya bir saygı duruşu şart çünkü buraların en çok tüketilen içkisi. Bölgenin limonları o kadar iyi ki, limonla ile ilgili her şeye sahip olmak istiyorsunuz. Mum, sabun, limon desenli havlular, magnetler, file file limonlar ve şişe şişe limoncellolar. Kokusu her yeri sarmış durumda ve en küçüğü portakal kadar.

Biraz daha yürüyüş yaparsak Marina Piccola’da bulunan ”Giardini Di Augusto” (Augustus’un Bahçeleri) karşımıza çıkacak. Burası bir tepe üzerinde teraslı ve son derece bakımlı bahçelerden oluşuyor. Deniz manzaralı bu bahçeler, püfür püfür esen rüzgarla birlikte ada sakinlerinin nefis manzaranın keyfini serinleyerek çıkardıkları bir yer. Aynı zamanda ortam, filtreye gerek duyulmayan fotoğraflar çekmek için akıllı telefonları harekete geçiriyor.

Buradan nereye gitsek diye düşünmeyelim çünkü istikamet 589 metre yükseklikteki ”Monte Solaro”nun tepesi. Anacapri’den binilen teleferikle 12 dakikada ulaşılıyor ve bu dakikaların her saniyesi unutamayacağınız manzaralar ve sakinlik sunuyor. Sonunda vardığımız tepe noktası ise, tüm manzaraların en güzelini gösteriyor. Bir tarafta Vezüv Yanardağı diğer tarafta irili ufaklı başka adalar ve sonsuz maviler. Bu yanardağın Pompeii ile davası büyük, uygun bir zamanda araştırmaya değer. Burada tarih dersine girmeyelim.

Adada gece hayatı sakin. Yüksek sesli müzik arayanlar, kulaklığını takabilir. ”Piazza Umberto Meydanı” akşamları da canlı. İşte yine özel bir öneri sonlara saklanmış. Akşam yemeği için kesinlikle en iyi tercih, bir masal restoran: ”Da Paolino”. Limon ağaçlarından bir gökyüzü altında dilimizi çıldırtan lezzetler. Bu endorfinle nasıl başa çıkacağız? Restoranın her yeri limon ağaçları ve tabii ki yemek önerimiz de buna uygun. ”Karidesli ve limonlu risotto” pas geçilemez ve geçilmesi teklif dahi edilemez. Tam bir gurmecilik oyununun içine düşmüş durumdayız ve asla doymamamız lazım. Restoranın menüsüne buradan ulaşmak istemen doğal.

Şimdi akşam akşam tepelere çıkmayalım, zaten gündüz oraları gördük derseniz, ”Marina Grande”nin çok yakınında sahil kıyısında bir restoran önerim olacak. İsmi ”L’Approdo”. Menü, yine baştan aşağı İtalyan. Pizzamızı söyleyelim keyifle yiyelim. Pizza fiyatları yüzleri güldürüyor (€5-€10). Bir şişe bira €5 ve bir fincan kahve €2. Kafeinsiz isteyelim uykumuz kaçmasın. Mutlu geceler.

 

Leave a Reply