InYAZI

Roma

Evet, Roma tarih kokuyor ama Temmuz ve Ağustos aylarında da emin olun çok sıcak oluyor. Gelin biz bu tarih kokusunu bir Eylül ayında içimize çekelim. Şehrin merkez havalimanı ”Fiumicino”. Şehre saatlerce uzakta değil (26 km). Havalimanı çıkışında; metro, tren, otobüs gibi tüm seçenekler sizi bekliyor. Otobüsle (Terravision bus) merkeze gelmek daha kolay ve ucuz (€4). Termini İstasyonu önünde inebilirsiniz. Buraya yakın çok sayıda otel var. Bütçenize ve rahatınıza göre ayarlamışsınızdır bir tane diye düşünüyorum. Genel anlamda, otel ve hostel seçeneği çok olan bir şehir ama yoğunlukları da fazla.

 

 

Turistler her yerde. Motorsikletler şehirde dans ediyor. Tarih mi? Kendinizi çok kaptırırsanız hangi yüzyılda olduğunuzu unutabilirsiniz. Aşk Çeşmesi (la Fontana di Trevi) genelde o kadar kalabalık olur ki ‘’Bir de beni tek çek’’ dediğiniz fotoğrafınızda tanımadığınız en az 5 kişinin yeri hazırdır. Paranızı atıp devam ediniz. (2016 yılında toplam 1,4 milyon Euro atıldı.) Alışveriş açısından Milano’dan çok aşağı kalır bir yanı yok söyleyeyim. Dükkanlar göz kırpıyor. Kredi kartları havalarda uçuşabilir. Çok pahalı bir şehir olduğunu söyleyemem. Fotoğraflarından bıkmış bile olsanız Kolezyum (Colosseo) sizi derinden etkileyecek. Dışından da sevebilirsiniz. İçine girmek, yakından tanımak isterseniz sıraya geçiniz ve 20 euro veriniz. Audrey Hepburn’e saygımız sonsuz ama İspanyol Merdivenleri (Spanish Steps) beni pek etkilemedi. Zaten yaklaşık 1 yıl süren tadilatın ardından 2016 sonuna doğru tekrar kullanıma açıldı. Merdivenlerde yiyemiyorsunuz, içemiyorsunuz. Selfie çubukları ormanının ortasında ne yapsak acaba şimdi diye birbirinize bakıyorsunuz. Kalkın yapacak çok şey var. Pantheon’un heybetli sütunları görülmeye değer. İçeriye girmezseniz pizza yemeye gideceğiz. Şayet biz bu kubbelere alıştık artık. Emeği geçenlere hayranız.

 

 

İtalya’nın başkentindesiniz, pizzacı rekabeti çok fazla. Kafalar karışabilir, çok açken yanlış kararlar da verilebilir. Hemen bir öneri; Da Francesco. En iyisi mi bilemem gurme değilim ama ağzımın tadını bilirim. Kesinlikle iyi. Size bir sır vereyim, bu sırrı sabah kahvaltı saatinde veya öğle menüsü arayışında kullanın. ‘’er Buchetto’’ 1890’dan beri oralarda. Domuz sevmeyenler bu satırları atlasın ama sizi en iyi porchetta için buraya davet edelim (Sandviç €3) Küçücük bir dükkan, buram buram tarih, enfes ev yapımı şarap ve kaliteli protein. İstanbul’a paket servisi yok mu buranın? Zaten kilo aldık, biraz daha devam edelim bari. ‘’Venchi’’ çok kaliteli bir dondurma dükkanı. Birden çok yeri var. Hangisi yolunuzun üstündeyse artık. Lezzet hep aynı nasıl olsa (2 top €3,5). ‘’Mimi e Coco’’ nun makarnaları da şarapları da çok güzel (Merlot/kırmızı şarap kadeh €5) . Bulunduğu bölge açısından da tercih edilesi. Burada makarna tavsiyem, ‘’Ravioli Ricotta e Spinaci’’ yani ‘’Rikotta peynirli ve ıspanaklı ravyoli’’ (€9) Makarna dışında; pizza, salata, krep, risotto seçenekleri de mevcut. Bu arada şehrin genel bütçesi hakkında da fikir vereyim. Su: €1,5 // Kahve: €3,5 // Orta düzeyde bir restaurantta kişi başı: €20 Peki hep böyle yiyecek miyiz? Biraz da kaybolalım şu sokaklarda.

 

 

Biraz biraz gürültü azaldı. Telefonların kamerası kapandı sanki çünkü ‘’Piazza Navona’’ ya geldik. Nispeten daha büyük ve yerel bir meydan. Gölgesi az olanlarından ama. Bu meydanla Tiber Nehri arasında kalan bölgedeki sokaklar Roma’nın bence en güzel yerleri. İkinci el dükkanlar, kafeler, güzel binalar. Sessizlik. Daha fazla İtalyanca. Şu ana kadar her yer -haritaya baktığımızda- Tiber’in sağındaydı. Zaten şehrin de büyük kısmı orada. Hemen bir köprü ve ileride Vatikan var. Dünyanın en küçük devleti. Bu zamana kadar her şeye dışarıdan baktık. Burada yarım güne ihtiyacımız var çünkü çok fazla dini yapı ve müze sizi bekliyor. Sakin sakin gezilsin.

 

 

Artık biri müzik açsın ne olur. ‘’La Bibliotechina’’ açık hava bir mekan. Merkeze çok yakın değil. Taksiyle 20 euro diyebiliriz. Girişte sıra var. İçeride bir kısımda hip-hop ve RnB çalınırken diğer tarafta elektronik müzik. Ortada ise yemek ve sohbet alanı. Küçük bir festivalde gibisiniz. Gecelere alternatif ararsanız, şehrin küçücük bir adası da var. Tiber nehri üzerinde Tiber Adası (Tiber Island). Bu bölge Roma’nın en genç yeri. Özellikle akşamları her yer alkol ve kahkaha. Publara girebilir (bira €3,5) veya nehir kenarında oturup marketten aldığınız şarabı (€6) içebilirsiniz. Size güzel bir cumartesi gecesi anısı mutlaka bırakacaktır.

Güvenlik konusunda dikkatinizi çok uzun süre dağıtırsanız kötü sürprizlerle karşılaşabilirsiniz. Kapkaç ve yankesicilik yok değil.

 

 

Sokak sanatına olan aşkınızdan düşerseniz duvarların peşine ‘’Porto Fluviale’’ ye gittiğinizde sizi renkler karşılayacak. Instagram profilinizde buraya yer ayırın. Şehirlerimizi renklendirenlere teşekkürler.

Leave a Reply